zeki demirkubuz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zeki demirkubuz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Nisan 2012

İzlenmeyi Bekleyenler

Vizeler dolayısıyla uzun zamandır yazamadım.Neyse ki atlattım, ağır bir yük kalktı üstümden.Mayıs sonuna kadar rahatım artık.
Sınavların bitmesiyle vizyona şahane filmlerin girmesi bir oldu.Çok da iyi oldu.


Geçtiğimiz cuma Titanic 3 boyutlu olarak gösterime girdi.Titanic efsanesi teknolojinin nimetlerinden faydalanarak geri döndü.Sinemada izleme fırsatı bulamayan biz yeni jenerasyon için harika bir fırsat.Titanic'in gösterime girdiği yıl 5 yaşında bir çocuktum ben.Sinemada izleyemedik haliyle.Tabi biraz büyüyüp, okula başlayınca, televizyonda 4589768 defa gösterilmesine mukabil hiç kaçırmaz,izlerdim.Her seferinde izlerdim hem de.Ayda bir gösterirlerdi bi ara resmen.Hiç kaçırmazdım.O dönemler çok yakın bi arkadaşım vardı, ne zaman birimizin evine gitsek, oturur Titanic izlerdik.Sinemaya olan tutkum o yıllarda Titanic'le başladı diyebilirim yani.


Böylesine çok sevdiğim filmleri sinemada izleme hayalim vardır benim.Örneğin Rosemary'nin Bebeği'ni çok severim biliyorsunuz.Onu sinemada, dev ekranda izlesem mesela..Off, düşünmek bile heyecanlandırıyor.


Dolayısıyla, 'kaç defa izledik onu yeaa, niye sinemada izliyim ki bi daha' kafasında olmayanlardanım.Bir arkadaşıma birlikte izleme sözü verdim Titanic'i.O şehir dışından gelir gelmez gidip izleyeceğiz.Biliyorum ağlayarak terk edeceğim o salonu.Şimdiden heyecanlanıyorum.İzleyip de yorum yapmak isteyen varsa, çekinmesin.Övsün bol bol, daha da heyecanlanayım ben.


Bir diğer merakla beklediğim -gün saydığım,yolunu gözlediğim,aylardır gül döktüm yollarına gel artık kollarıma dediğim- film ise ''YERALTI''. Zeki Demirkubuz'un çok sevdiği,birçok filminde ilham aldığı Dostoyevski'nin kitabından-Yeraltından Notlar- esinlenerek çektiği bu filmin vizyon tarihini (13 Nisan) deyim yerindeyse iple çekiyorum.İlk defa bir Zeki Demirkubuz filmini sinemada izleyeceğim için ekstra heyecanlıyım.İlk gün gidip izlemeyi düşünüyorum.Bir tek dileğim var: Engin Günaydın'ın oynadığı görüp, 'Aaa Burhan varmış,eğlencelidir bu yeaaa' diyenler gelmesin o filme.Yani o derece eminim ki bu kafayla gelecek insanların olacağına, Zeki Demirkubuz filmlerini tanıtan broşürler mi dağıtsam acaba sinemanın önünde diyorum.Hayır başıma gelecekleri biliyorum ben.Adamlar gelecek ellerinde patlamış mısır ve kolalarla.Sonra sıkılacaklar.Fısır fısır konuşmalar başlayacak.Ben bir şey anlamayacağım o filmden sonra.Erken saatte izlemeye gitmem en iyisi olur sanırım.Kimse olmaz mis gibi izlerim, evet evet..

Sonuç olarak ben bu nisan ayını çok sevdim.Sinemaseverler ayı olsun bu ay.Her ay böyle olsun hatta.Hepinize bol seyirli günler diliyorum.Sinemaya gidin,izleyin gaarii.

29 Ağustos 2011



Yönetmen: Zeki Demirkubuz
Oyuncular: Taner Birsel,Başak Köklükaya,İskender Altın,Meriç Eronat
Yapım:2001 / Mavi Film





Harun ve Nilgün`ün sorunları, iç çatışmaları ve kavgaları etrafında ilerleyen film aynı zamanda Karanlık Üstüne Öyküler üçlemesinin ikinci filmi.İlk film Yazgı(2001),ikinci İtiraf(2001) ve üçüncüsü,başrolünü Zeki Demirkubuz'un bizzat üstlendiği Bekleme Odası(2003) 


Şimdiye kadar izlediğim tüm Demirkubuz filmlerinin içinde aldatmak yer alıyor.Sebebini gerçekten merak ediyorum.Tüm filmlerinde niçin 'aldatmak' temasından yola çıkıyor acaba? 


Her neyse İtiraf'a geri dönelim.






Harun,karısının kendisini aldattığını anlayınca bunu onun ağzından da duymak istiyor çünkü;dile getirilmeyen gerçekler,gerçek değil yalnızca şüphedirler.ve bir gerçeği kabullenmek,gerçeğin üstünü örtmekten daha kolaydır.Harun'un düşünceleri anlayabildiğimiz kadarıyla bu yönde ancak ne yazık ki gerçekleri karısına 'itiraf' ettiremiyor.Film ilerledikçe Harun'un aldatma konusuna yıllarca takıntılı olduğunu anlıyoruz;çünkü kendi ilişkileri de bu şekilde başlamış ve aslında şimdi zamanında yapılamayan 'itiraf' ı yaptırmaya çalışıyor karısına.Biliyor ki eğer itiraf edemezse,bu durum onu bitirecek,ölümüne sebep olacak.Tıpkı 'diğer adam' gibi.






Başrollerde Taner Birsel,Başak Köklükaya ve sigara var.Taner Birsel'i ilk defa izledim.İyi bir oyuncu.Zaten Zeki Demirkubuz'un oyuncu seçimi konusunda yanıldığı görülmemiştir.Başak Köklükaya ise tüm zarifliğiyle  salınıyor filmde.Rolünü ise adeta yaşıyor.Sigaraya gelince,o Demirkubuz sinemasının demirbaşlarından.Bir Demirkubuz filminin yanında en iyi neyin gideceğini Demirkubuz'un kendisi söylüyor izleyiciye.






Birini aldatan kişi bir gün mutlaka sizi de aldatacaktır.Evet,benim filmden çıkardığım ders bu oldu.Zeki demirkubuz filmleri öylesine hayatın içinden ki...Sanki,sık sık kavgalarını duyduğunuz bir çiftin evine gizli kamera yerleştirilmiş ve siz de bunu izliyorsunuz.Her şey o kadar gerçek ki,tüm bu olaylar sizin başınıza gelmiş gibi hissedebiliyor,kendinizi filmdeki tüm karakterlerin yerine koyabiliyor ve onlar gibi düşünebiliyorsunuz.Onun filmlerini izlenebilir kılan en önemli şeyse bu.Anlatmak istediği her şeyi,olanca gerçekliğiyle içinizde hissediyorsunuz.Karakterlerle birlikte yaklaşık 90 dklık bir yolculuğa çıkıyor,onların hayatına misafir oluyorsunuz;ama izleyici olarak değil.Bizzat kahramanların kendisi olarak.İşte Zeki Demirkubuz sinemasının benim için özeti bundan ibarettir.


Sadece bu filmi değil,tüm filmlerini tavsiye ederek sonlandırıyorum yazımı.


İyi seyirler.

25 Ağustos 2011

C Blok

C Blok



Yönetmen : Zeki Demirkubuz
Oyuncular: Fikret Kuşkan,Zuhal Gencer,Serap Aksoy,Selçuk Yöntem,Ülkü Duru
90’lı yılların depresif filmlerinden biri C-Blok.Bugün bile sanat filmi tadındaki filmlerin gördüğü muameleyi düşündüğümüzde,bu filmin dönemin popüler filmleri içerisinde yer alamamasının sebebini anlayabiliriz.Olaydan çok duygulara ağırlık veren bir film.Sinemada aksiyon,komedi görmek isteyen izleyici hak ettiği değeri verememiş bu filme.
Zeki Demirkubuz’un ilk filmi olması açısından dikkat çekiyor.Demirkubuz’un diğer filmlerindeki bunalım atmosferini ve kasvetli havasını bu filmde de görmek mümkün.Masumiyet,Yazgı;İtiraf filmlerinin yanında zayıf halka olarak değerlendirebiliriz C Blok’u.Nitekim Demirkubuz da .” Oyuncu yönetimi konusunda en başarısız filmimdi.’’  ‘’mesaj kaygımın değil, sinematografi kaygımın olduğu filmimdir.” gibi açıklamalarla bu görüşü desteklemektedir.Bu filmden sonra tarzını değiştirmeye başladığı ve her yeni filmiyle kendini daha da fazla geliştirdiğini görmek mümkün.

Konu itibariyle, C Blok’ta yaşayan Tülay’ın kocasıyla yaşadığı problemler ve aradığı sahiplenme duygusunu kapıcının oğlu Halet’e sığınarak bulmaya çalışması…
Filmin ana teması aldatmak.Zeki Demirkubuz’un birçok filminde aldatmayı görebiliriz ve ben bu konuya neden bu kadar takıntılı olduğunu merak etmekteyim.
Bu filmle, filmlerinde mutlaka bir sahnede görünme geleneğini başlatmış.Alfred Hitchcock’a saygı duruşu olarak nitelendiriyorum bu uygulamayı ve bunu yapan yönetmenleri çok seviyorum.
Sevilen yönetmenlerin ilk filmlerinin mutlaka görülmesi gerektiğini savunanlardanım.Bu işe nasıl başladıklarını,kendilerini geliştirip geliştiremediklerini anlamanın en iyi yoludur bana göre.Zeki Demirkubuz severlerin onun ilk göz ağrısına inisiyatifli yaklaşacaklarını umarak izlemelerini şiddetle tavsiye ediyorum.
İyi seyirler…
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...